Tüm bu site boyunca ele aldığımız bilgiler, bizlere
evrim teorisinin hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını, aksine
evrimin iddialarının bilimsel bulgularla açıkça çatıştığını
göstermektedir. Yani evrimi ayakta tutan güç, bilim değildir.
Evrim bazı "bilim adamları" tarafından savunuluyor olabilir,
ama temelinde "başka bir etken" vardır.
O "başka etken", materyalist felsefedir. Evrim
teorisi, materyalist felsefenin doğaya uyarlanmış halidir
ve bu felsefenin bağlıları tarafından bilime rağmen savunulmaktadır.

Karl Marx
|
Evrim teorisi ile materyalizm arasındaki bu ilişki,
bu kavramların "otorite"leri tarafından da kabul edilir.
Örneğin Leon Trotsky, "Darwin'in buluşu, tüm organik madde
alanında diyalektiğin (diyalektik materyalizmin) en büyük
zaferi oldu" yorumu yapmıştır.336
Evrimci biyolog Douglas Futuyma, "Marx'ın insanlık tarihini
açıklayan materyalist teorisi ile birlikte, Darwin'in
evrim teorisi materyalizm zemininde büyük bir aşamaydı"
diye yazar.337 Evrimci
paleontolog Stephen J. Gould ise, "Darwin doğayı yorumlarken
çok tutarlı bir materyalist felsefeyi uyguladı" demektedir.338
Materyalist felsefe, tarihin en eski düşüncelerinden
biridir ve temel özelliği maddeyi mutlak varlık saymasıdır.
Bu tanıma göre madde sonsuzdan beri vardır ve var olan herşey
de maddeden ibarettir. Bu tanım elbette bir Yaratıcı'ya
inanmayı da imkansız kılar. Çünkü madde hep var idiyse ve
var olan herşey de maddeden ibaretse, o zaman maddeyi yaratmış
olan madde-üstü bir Yaratıcı olamaz.
Peki ama materyalizm doğru mudur? Bir felsefenin
doğruluğunu ya da yanlışlığını test etmenin bir yöntemi,
o felsefenin bilimi ilgilendiren iddialarını bilimsel yöntemle
araştırmaktır. Örneğin 10. yüzyılda bir felsefeci ortaya
çıkıp, Ay'ın yüzeyinde büyülü bir ağaç olduğunu, tüm canlıların
aslında o dev ağacın dallarında meyve gibi yetiştiklerini
ve oradan dünyaya düştüklerini öne sürebilirdi. Bazı insanlar
da bu felsefeyi cazip bulabilir ve bunu benimseyebilirlerdi.
Ancak 20. yüzyılda Ay'a gidildiğinde artık bu tür bir felsefe
öne sürmenin bir imkanı kalmadı, çünkü orada öyle bir ağaç
olup olmadığı bilimsel yöntemle, yani gözlem ve deneyle
anlaşılabilir hale geldi.
Materyalizmin iddiasını da bilimsel yöntemle
sorgulayabiliriz. Maddenin sonsuzdan beri var olup olmadığını,
maddenin madde-üstü bir Yaratıcı olmadan kendisini düzenleyip
düzenleyemeyeceğini ve canlılığı ortaya çıkarıp çıkaramayacağını
araştırabiliriz. Bunu yaptığımızda görürüz ki materyalizm
aslında çökmüştür. Çünkü maddenin sonsuzdan beri var olduğu
düşüncesi, evrenin yoktan var edildiğini ispatlayan Big
Bang teorisi ile yıkılmıştır. Maddenin kendisini düzenlediği
ve canlılığı ortaya çıkardığı iddiası ise adına "evrim teorisi"
dediğimiz iddiadır ve baştan beri incelediğimiz gibi o da
çökmüştür.
Ancak eğer bir insan materyalizme inanmakta kararlıysa,
materyalist felsefeye olan bağlılığını herşeyin önünde tutuyorsa,
o zaman böyle davranmaz. Eğer "önce materyalist, sonra bilim
adamı" ise, evrimin bilim tarafından yalanlandığını gördüğünde
materyalizmi terk etmez. Aksine, evrimi ne olursa olsun
bir şekilde desteklemeye çalışarak materyalizmi kurtarmaya,
ayakta tutmaya çalışır. İşte bugün evrim teorisini savunan
bilim adamlarının durumu tam olarak budur.
İlginçtir, bunu bazen kendileri de itiraf etmektedirler.
Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve açık sözlü
bir evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra
bilim adamı" olduğunu şöyle itiraf etmektedir:
Bizim materyalizme
bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmiş, doğru
varsayılmış) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist
bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri
ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız
nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma
yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak
doğru olduğuna göre de, İlahi bir açıklamanın sahneye girmesine
izin veremeyiz.339
Lewontin'in kullandığı "a priori" terimi oldukça
önemlidir. Bu felsefi terim, hiçbir deneysel bilgiye dayanmayan
bir ön varsayımı ifade eder. Bir düşüncenin doğruluğuna
dair bir bilgi yok iken, onu doğru varsayar ve öyle kabul
ederseniz, bu "a priori" bir düşüncedir. Evrimci Lewontin'in
açık sözle ifade ettiği gibi, materyalizm de evrimciler
için "a priori" bir kabuldür ve bilimi bu kabule uydurmaya
çalışmaktadırlar. Materyalizm bir Yaratıcı'nın varlığını
kesin olarak reddetmeyi zorunlu kıldığı için de, ellerindeki
tek alternatif olan evrim teorisine sarılmaktadırlar. Evrim
bilimsel veriler tarafından ne kadar yalanlanırsa yalanlansın
fark etmez; söz konusu bilim adamları onu bir kere "a priori
doğru" olarak kabul etmişlerdir.
Bu önyargılı tutum, evrimcileri "bilinçsiz maddenin
kendi kendini düzenlediğine inanmak" gibi bilime ve akla
aykırı bir inanışa götürür. Önceki bölümlerde incelediğimiz
"maddenin öz-örgütlemesi" kavramı, bunun bir ifadesidir.
Robert Shapiro'nun kabul ettiği gibi, "maddenin kendini
örgütlemesi... hiçbir zaman detaylı bir biçimde tarif edilmemiş
ya da varlığı gösterilememiştir. Böyle bir prensibin varlığına,
diyalektik materyalizme bağlılık uğruna inanılır."340
İşte dünya çapındaki evrimci propagandanın temelinde
bu materyalist dogma yatar. Batı'nın önde gelen medya organlarında,
ünlü ve "saygın" bilim dergilerinde sürekli karşılaştığınız
evrim propagandası, bu tür ideolojik ve felsefi zorunlulukların
bir sonucudur. Evrim, ideolojik açıdan vazgeçilemez bulunduğu
için, bilimin standartlarını belirleyen materyalist çevreler
tarafından tartışılmaz bir tabu haline getirilmiştir.
Diğer bilim adamları ise, kendi kariyerlerinin
devamı için, bu zoraki teoriyi savunmak, ya da en azından
aykırı bir ses çıkarmamak durumundadırlar. Batılı ülkelerdeki
akademisyenler, "doçent", "profesör" gibi ünvanlara ulaşmak
ve bunları korumak için her yıl belirli bilim dergilerinde
makale yayınlatmak zorundadırlar. Biyoloji ile ilgilenen
söz konusu dergilerin tümü de materyalist evrimcilerin kontrolündedir.
Bu kişiler evrim aleyhtarı bir yazının yayınlanmasına izin
vermezler. Dolayısıyla her biyolog, bu egemen inanca bağlı
kalarak çalışma yapmak zorundadır. Çünkü onlar da evrimi
ideolojik bir gereklilik olarak gören kurulu materyalist
düzenin bir parçasıdırlar. Bu yüzden, kitap boyunca incelediğimiz
tüm "imkansız tesadüf"leri gözü kapalı bir biçimde savunurlar.
  
336 Alan
Woods, Ted Grant. "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt:
Marxism and Modern Science, London: 1993 
337 Douglas Futuyma,
Evolutionary Biology, 2.b., Sunderland, MA: Sinauer, 1986,
s. 3
338 Alan Woods, Ted
Grant, "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt: Marxism
and Modern Science, London: 1993
339 Richard Lewontin,
"The Demon-Haunted World", The New York Review of Books, 9
Ocak, 1997, s. 28
340 Robert Shapiro,
Origins: A Sceptics Guide to the Creation of Life on Earth,
Summit Books, New York: 1986, s. 175
|