NAZİLER'İN ARİ IRK SAPLANTISI
ÜSTÜN IRK SAPLANTISI
Evrimci fikirlerle eğitilen Nazi subayları, insanların
kafataslarını, burunlarını, alınlarını ölçerek üstün
ırkı (!) aradılar. |
aziler,
Ari ırkın üstünlüğünü sözde ispatlamak için, yine Darwinist
kavramları kullanıyorlardı. Darwin, insanların evrim geçirdikçe
daha büyük kafataslarına sahip olduklarını öne sürmüştü.
Bu fikre şiddetle bağlanan Naziler, Alman ırkının üstün
olduğunu gösterebilmek için kafatası ölçümlerine giriştiler.
Nazi Almanyası'nın dört bir yanında, Alman kafataslarının,
diğer ırkların kafataslarından büyük olduğunu gösteren karşılaştırmalar
yapılıyordu. Dişler, gözler, saç gibi diğer özellikler de
yine evrimci kıstaslarla değerlendiriliyordu. Alman ırkının
ölçülerine aykırı bulunan bireyler, öjeni prensipleri doğrultusunda
imha edilecekti.
Tüm bu çılgınlık, Darwinist prensipleri topluma uygulamak
adına yapılıyordu. Nazi Doktorları adlı kitabın yazarı olan
Amerikalı tarihçi Michael Garaudin bu gerçeği şöyle açıklar:
Nazi ideolojisi, toplumsal Darwinizm ve yirminci yüzyılın
başlarında gelişen ırk arındırılması kavramları arasında
kusursuz bir uyum vardı.53
Amerikalı araştırmacı George Stein ise, American Scientist
dergisine yazdığı bir makalede bu konuyu şöyle açıklamaktadır:
Nazizm gerçekte, Darwinist devrimin bilimsel gerçeklerine
tamamen uygun olan biyolojik bir politikayı, tüm bir topluma
uygulamak için yapılmış ilk geniş çaplı ve bilinçli girişimdir.54

Aynı Hitler gibi, Gestapo'nun başı Heinrich Himmler
ve diğer Nazi Subayları da Darwinist görüşe ve bu
görüşün getirdiği ırkçı ve acımasız fikirlere sahip
kişilerdi. |
Ünlü evrimci Sir Arthur Keith ise, Hitler'i şöyle yorumlar:
Alman Führer'i bir evrimciydi. Almanya'nın tecrübesini,
evrim teorisine uygun hale getirmek için bilinçli olarak
çalıştı.55
Darwin: Before and After kitabının yazarı Robert Clarck
ise, Hitler için: "Muhtemelen çocukluk döneminden itibaren
evrim öğretisiyle büyülenmişti... Üstün bir ırkın her zaman
aşağı ırkı fethedeceğini söylerdi." demiştir.56
Nazi Almanyası'nın siyasi felsefesi de, Hitler'in bu inançları
doğrultusunda şekillenmişti.
J. Tenenbaum, Almanya'nın siyasi felsefesinin evrimsel
gelişmenin önemi üzerine inşa eldildiğini şöyle belirtir:
...mücadele, seçme ve en uygunların yaşaması ile ilgili
bütün fikirler ve gözlemler Darwin tarafından geliştirildi...
Ama 19. yüzyılın Alman sosyal felsefesinde bol meyveler
verdi... Böylece Almanya'nın üstün gücü ile dünyayı yönetme
hakkı olduğuna dair Alman doktrini gelişti. Bu doktrine
göre Almanya ve zayıf milletler arasındaki ilişki, çekiç
ve örs arasındaki ilişkiye benziyordu.57
Adolf Hitler, "ideolojik evrim savaşı"nda Nazi liderleri
arasında yalnız değildi. Gestapo'nun başı Heinrich Himmler,
"Doğa kanunu olacağına varmalı ve en uygun olanlar yaşamalıdır"
sözleriyle evrim teorisine olan inancını dile getirmişti.
Aslında tüm Nazi liderleri, o karanlık yıllardaki birçok
Alman bilimadamı ve sanayici gibi, hem evrime hem de Alman
ırkçılığına körü körüne inanıyordu.58
O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip
gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli
helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez.
(Bakara Suresi, 205)
HİTLER'İN DİN DÜŞMANLIĞI
Hitler'in evrim teorisine büyük önem vermesinin bir diğer
nedeni ise, bu teoriyi dini inançlara karşı bir silah olarak
görmesiydi. Hitler, İlahi dinlere karşı büyük bir nefret
besliyordu. İlahi dinlerin emrettiği şefkat, merhamet, tevazu
gibi ahlaki erdemler, Naziler'in oluşturmak istedikleri
acımasız ve savaşçı Ari ırk modeline büyük bir engel teşkil
ediyordu. Bu nedenle Naziler, iktidara geldikleri 1933 yılından
itibaren, Alman toplumunu eski putperest inançlarına geri
çevirmeye çalıştılar. Eski putperest kültürlere ait bir
sembol olan gamalı haç, bu dönüşümün bir simgesiydi. Almanya'nın
dört bir yanında düzenlenen Nazi törenleri, antik putperest
ayinlerin bir tekrarıydı. Putperest kültürlerin bir mirası
olan evrim düşüncesi, işte bu nedenle Nazizm ideolojisine
çok büyük bir uyum sağladı. Hitler Hıristiyanlıkla ilgili
düşüncelerini açıkça şöyle dile getirmiştir:
Din yok edilmesi gereken organize bir yalandır. Devlet
mutlak yönetici olarak kalmalıdır. Gençken, dini dinamitle
yok etmenin gerekli olduğuna inanıyordum. Ancak şu anda
daha kurnazca yöntemler kullanılması gerektiğini düşünüyorum...
En sonunda dine inanan birkaç yaşlı insan kalacak... Genç
ve sağlıklılar bizim tarafımızda… İnsanlarımız din olmadan
yaşamayı başarmışlardı. Altı SS bölümünden hiçbirinin dinle
bir bağı yok.59
Daniel Gasman The Scientific Origins of National Socialism
(Nazizmin Bilimsel Kökenleri) adlı kitabında Hitler'in din
düşmanlığının nedenlerini şöyle açıklıyordu:
Hitler döneminde yapılan afişlerde,
onun adına yapılan katliamlar sembolize edilmekteydi.
|
Hitler biyolojik evrim düşüncesinin geleneksel dine karşı
kullanılacak en güçlü silah olduğuna inanıyor ve evrim teorisini
benimsemediği için Hıristiyanlığı suçluyordu… Ona göre evrim,
modern bilim ve kültürün en önemli sembolüydü.60
Aslında 20. yüzyıla sayısız bela getiren asıl neden, Hitler
ve Naziler gibi dinsizlerin acımasız karakterleriydi. Allah'ın
varlığını inkar eden ve insanların evrimleşerek gelişmiş
hayvanlar olduklarına inanan bu insanlar, kendilerini başıboş,
kimseye hesap verme sorumluluğu olmayan varlıklar olarak
görüyorlardı. Allah'tan ve ahiretten korkmadıkları için
ahlaksızlıkta ve zalimlikte sınır tanımamış, milyonlarca
insanın canına bu nedenle acımasızca kıymışlardı. Dinsizliğin
hüküm sürdüğü bir toplumda ne tür sıkıntı, zorluk ve acılar
olacağı aslında Hitler örneğinde açıkça görülmektedir. Yalnız
Hitler değil, ileride göreceğimiz gibi, 20. yüzyılı kana
boğan Stalin, Mao, Pol Pot, Franco, Mussolini ve diğerlerinin
tamamı dinsizlikleri ile tanınıyordu. Bu elbette ki dinsizliğin
kabusunu ortaya çıkaran ibret alınması gereken bir tablodur.
Oysa Allah'tan korkan, Kuran ahlakını yaşayan insanlar,
bir topluma daima barış, huzur, güvenlik, bereket, mutluluk
ve aydınlık günler getirir. Allah'ın dinine bağlı olan insanlar
yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaz, aksine her zaman şefkati,
merhameti, dostluğu, fedakarlığı, yardımlaşmayı teşvik ederler.

Hitler, milyonlarca insanın katledilmesine, milyonlarcasının
evsiz ve kimsesiz kalmasına neden oldu. İnsanlık
dışı ideolojisini ise Darwin'in üstün ırk ve aşağı
ırk tezlerine dayandırdı. Ve aşağı ırk olarak gördüklerini
öldürtmekten çekinmedi.
|
| |
|
| |
|
| Bu
resimler, Hitler'in ve onun anlayışındaki insanların
insanlığa çektirdiği acı, korku, kabus ve sıkıntıların
bir özeti gibidir. Ve bu kabusların asıl kaynağı olan
Darwinizm kökenli ideolojiler hala, dünyanın dört
bir yanında insanlığa acı çektirmeye devam etmektedir. |
53- John J. Michalczyk (editor),
Nazi Medicine: In The Shadow of The Reich (documentary film),
First Run Features, New York, 1997
54- George J. Stein, "Biological Science
and the Roots of Nazism", American Scientist, vol. 76, (January/February
1988), p. 52
55- Sir Arthur Keith, Evolution and Ethics,
New York: G.P. Putnam's Sons, 1947, p. 1
56- Robert Clark, Darwin: Before and After,
Grand Rapids International Press, Grand Rapids, MI, 1958.
p.115
57- A. Keith, Evolution and Ethics, G. P.
Putnam's Sons, New York, p. 230, 1946, cited by Jerry Bergman,
Darwinism and the Nazi Race Holocaust, www.trueorigin.org/holocaust.htm
58- Francis Schaeffer, How Shall We Then
Live?, Old Tappan, N.J.: Revell, 1976, p. 151; cited in Henry
M. Morris, The Long war Against God, Baker Book House, 1989,
p. 78
59- A. Hitler, Hitler's Secret Conversations
1941-1944, With an introductory essay on The Mind of Adolf
Hitler by H.R. Trevor-Roper, Farrar, Straus and Young, New
York, p. 117, 1953; cited by Jerry Bergman, Darwinism and
the Nazi Race Holocaust, http://www.trueorigin.org/holocaust.htm
60- Daniel Gasman, The Scientific Origins
of National Socialism: Social Darwinism in Earnest Haeckel
and the German Monist League, New York: American Elsevier
Press, 1971, p. 168
|