ÜSTÜNLÜK SOYA DEĞİL, AHLAKA
GÖREDİR
arwin'in,
insanları gelişmiş bir hayvan türü olarak göstermesi ve bazı
insan ırklarını ise, henüz gelişimini tamamlayamamış, hayvana
daha yakın türler olarak tanıtması, insanlık tarihi için son
derece tehlikeli ve tahrip edici olmuştur. Darwin'in bu iddiasını
kendilerine rehber edinenler, geçtiğimiz yüzyıl boyunca farklı
ırkları hiç acımadan sömürmüşler, onları çok zor koşullarda
yaşatmışlar, hatta soykırıma uğratmışlardır.
Nitekim Brave New World kitabının yazarı Bryan Appleyard,
ırkçılığın temelinde yatan bu zalim anlayışı ve sonuçlarını
şöyle açıklar:
Ne sebeple olursa olsun, ister batıl
inançla isterse bilimsel olarak bir kere sizin aşağı bir yaratık
olduğunuza karar verilirse, size yapacakları vahşetin bir
sınırı olmaz. Ve bu vahşi uygulamalarını haklı görürler, çünkü
bir insanın aşağı olduğuna inanıldığında onun kötü ve tehlikeli
olduğu ve üstün olanlara bir tehdit oluşturduğu kabul edilir.
Hatta bazıları daha da ileri giderek, aşağı olanların bütün
insan ırkının sağlığını tehlikeye soktuğunu iddia ederler.
O zaman aşağı ırktan olanları kısırlaştırmayı, evliliklerini
sınırlamayı veya cinayeti savunabilirler...42
Oysa yaratılış olarak her insan birbirinin aynısıdır. Her
insan Allah tarafından yaratılmıştır. Kuran'da insanların
yaratılışı şöyle bildirilir:
Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve
insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu
bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra
onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin
için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
(Secde Suresi, 7-9)
Yukarıdaki ayetlerde bildirildiği gibi insanlar, Allah'ın
Kendinden üflediği ruhu taşımaktadır. Her insan –hiçbir ırk
ayrımı olmaksızın- düşünür, hisseder, sevinç, acı, heyecan
duyar, sevgiyi, şefkati, merhameti bilir ve yine her insan
zalimliği, aşağılanmayı, sıkıntıyı da tanır. Bu nedenle tarih
boyunca, farklı ırklarda insanları yarı gelişmiş hayvanlar
zannederek, onlara kötü muamelelerde bulunanlar, tek bir kişiyi
dahi bu gerekçe ile incitenler, ezenler, sömürenler ve aynı
zamanda bu uygulamaları yapanları ürettikleri sahte delil
ve teorilerle destekleyenler, cehalet içinde büyük bir suç
işlemişlerdir.
Günümüzde de hemen her kıtada medeniyet olarak çok fazla
gelişmemiş insan toplulukları mevcuttur. Bu insanlar tüm insani
özellikleri taşımakta, fakat teknik ve kültür açısından bugün
dünyaya genel olarak hakim olan kriterlere sahip olamamaktadırlar.
Birçok topluluk yaşadığı iklim ve doğa koşulları nedeniyle,
dünya toplumlarının genelinden tecrit olarak yaşamış ve çok
daha farklı kültürler geliştirmiştir. Ancak her birinde insanlığa
ait tüm özellikler, gelenekler, alışkanlıklar mevcuttur. Art
niyet taşıyanlar, ırkçılıkta çıkar görenler, Darwin'in teorisine
dört elle sarılmışlar ve diğer insanlardan hiçbir farkı olmayan
bu insanları aşağı bir ırkın mensupları ve hatta birer hayvan
olarak kabul etmişlerdir. Bu görüşün sonucu olarak geri kalmış
kişi ve toplulukları yeterince evrimleşemedikleri gerekçesiyle
günümüzde bile ezen ve hor gören insanlar ortaya çıkmıştır.
Oysa, Allah ırkçılığı kesin olarak yasaklar. Allah her insanı
farklı renklerde ve farklı diller ile yaratmıştır. Bu, Allah'ın
yaratışındaki sanat ve çeşitliliğin bir göstergesidir:
Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin
ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz
bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi,
22)
Allah katındaki tek üstünlük ise insanın takvası, yani nefsini
her türlü günah ve isyandan, bozulma ve sapmalardan koruması,
bundan kaynaklanan üstün ahlakıdır. Takva dışında hiçbir insanın
hiçbir insan üzerinde, herhangi bir özelliğinden dolayı üstünlüğü
olamaz. Allah bunu bir ayetinde şöyle bildirir:
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek
ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi
halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında
sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca
en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
(Hucurat Suresi, 13)
42-
Bryan Appleyard, Brave New Worlds, Harper Collins Publishers,
London 1999, p. 49-50 |