BAZI ÖNDE GELEN EVRİMCİLER
EN SON ÇAREYİ UZAYLILARDA BULMUŞLARDIR
azı
evrimci bilim adamları canlılığın kendi kendine oluşamayacağını
gördüklerinden, yeni bazı senaryolar üreterek evrimden vazgeçmemek
için çırpınmaya devam etmişlerdir. Bu, aslında Darwinist
büyünün evrimci bilim adamları üzerindeki en belirgin etkilerinden
biridir. Evrimci bilim adamları; eğer bir iddia evrim teorisinin
sıkıştığı bir noktaya mantıksız da olsa herhangi bir açıklama
getiriyorsa, ona kolaylıkla inanabilirler. Ama Yaratılışı
ispatlayan en kesin ve en açık delilleri dahi kesinlikle
ve büyük bir kararlılıkla reddederler. Bu etki, gerçek bir
büyüden farksızdır.
Bu büyünün bir insan üzerinde ne kadar zararlı etkilerinin
olabileceğini daha iyi görebilmek açısından şöyle bir örnek
verelim: Francis Crick, 1950'li yıllarda DNA'nın yapısını
keşfeden iki bilim adamından biridir. Bu, şüphesiz bilim
tarihi için çok önemli bir buluştur; çok uzun araştırmalar,
büyük bir bilgi birikimi ve yetenek gerektirmektedir. Nitekim
bu bilim adamı yaptığı araştırmalardan dolayı Nobel Ödülü
de kazanmıştır.
Francis Crick, hücre ile ilgili çalışmaları sırasında hücrenin
yapısına, içindeki çarpıcı tasarıma hayran kalmıştır. Nitekim
koyu bir evrimci olmasına rağmen, DNA'nın mucizevi yapısına
şahit olduktan sonra yazdığı eserinde bilimsel bir gerçeği
şöyle ifade etmiştir:
Bugün sahip olduğumuz bilgiler ışığında, dürüst bir adamın
yapabileceği tek yorum hayatın bir mucize eseri olarak ortaya
çıktığıdır.29
Evrime ve dolayısıyla hayatın tesadüfler sonucu oluştuğuna
inanan Crick, hücredeki detayları görünce, yukarıdaki sözleri
söylemiş ve hücrenin varoluşunu tesadüflerle açıklamanın
mümkün olmadığını, bunun ancak bir mucize olabileceğini
belirtmiştir. Oysa evrimciler, tesadüf dışında bir açıklamaya
inanmazlar, çünkü bu onların Allah'ın varlığını kabul etmelerini
gerektirir. Ama hücredeki mükemmelliği ve kusursuzluğu yakından
görmek Crick'i o kadar etkilemiştir ki, ideolojisine ters
olmasına rağmen bunu itiraf etmek zorunda kalmıştır.
Ancak Crick, Allah'ın varlığını kabul edemeyeceğini,
bu nedenle üstün bir akıl gerektiren ve tesadüflerle açıklanamayan
bu sürecin "uzaylılar" tarafından yaratıldığını iddia etmiştir.
Crick'e göre uzaylılar dünyaya ilk DNA'yı getirerek hayatı
başlatmışlardır!
Darwinizmin karanlık büyüsü Francis Crick'i o kadar etkilemiştir
ki; Crick Allah'ın varlığını kabul etmektense uzaylıların
dünyaya getirdiği ilk DNA ile hayatın başladığına inanmayı
tercih etmiştir.
Aslında bu garip iddia, ilk olarak 1908 yılında İsveçli
kimyacı Svante Arrhenius tarafından ortaya atılmıştı ve
Arrhenius, hayatın tohumlarının başka bir gezegenden radyasyonun
yarattığı basınç yoluyla dünyaya gelmiş olabileceğini söylemişti.
Bu iddia bilimsel bulunmamasına ve pek itibar görmemesine
rağmen, Francis Crick tarafından çok inandırıcı bulundu.
Crick, 1981 yılında yayınladığı Life Itself (Yaşamın Temeli)
isimli kitabında, başka bir güneş sisteminde yaşayan canlıların,
diğer hayat olmayan gezegenlerde de hayatı başlatmak için
canlılık için gereken tohumları bu gezegenlere bıraktıklarını
ve onların bu "yardımseverlikleri" sayesinde dünyada hayatın
başladığını söylemiştir.
Dikkat edilirse, evrimcilerin hayatın kökenine karşı "açıklama"
olarak öne sürdükleri bu iddia aslında hiçbir şey açıklamamaktadır.
Çünkü "İlk canlılık nasıl ortaya çıktı?" sorusu, bu senaryo
içinde de cevapsızdır. Crick gibi evrimciler "Canlılığı
kim oluşturdu?" sorusuna "uzaylılar" diye cevap vererek,
"O halde uzaylılar nasıl ortaya çıktı" sorusuna yol açmış
olurlar. Bu soru evrimci mantıkla hiçbir şekilde çözülemez.
Sorunun tek cevabı, tüm hayatı yaratan, ancak kendisi yaratılmamış
olan ve sonsuzdan beri var olan tek bir Yaratıcı'nın
varlığını kabul etmektir. Yani tek gerçek cevap, canlılığın
Allah tarafından yaratıldığı cevabıdır.
Francis Crick gibi ünlü bilim adamlarının sadece bilim
kurgu filmlerinde rastlayacağımız türden bir "uzaylılar"
hikayesine nasıl inanabildiğini düşünüyor olabilirsiniz.
Ancak Crick'in bu saçma iddiası bile, diğer bir evrimci
tezin yanında son derece "tutarlı" kalmaktadır. Bu iddiaya
göre, 3.7 milyon yıl önce dünya üzerinde ortaya çıkan ilk
canlı hücre, bazı biyoloji mühendisleri tarafından üretilmiştir!
Peki ama nasıl? İşte bu soruya verilen cevap, çok ilginç
bir cevaptır. Bu tezi savunan evrimciler, ilk hücrenin,
bir uzay gemisine atlayıp zamanda yolculuk yapan geleceğin
insanları tarafından tasarlandığını savunmaktadırlar.30
Bunun çok açık bir mantıksal çelişki olduğunu görmek için
fazla zeki olmaya gerek yoktur elbette. Çünkü kendi atalarını
"üretecek" olan bir insan neslinin nasıl ortaya çıkacağı
sorusunun bir cevabı yoktur. Öne sürülen bu tezin saçmalığı
o kadar açıktır ki, insan bunun evrimciler tarafından nasıl
olup da dile getirilebildiğine şaşmaktadır. Ama, çaresizlikten
olacak, Batı'nın en "saygın" bilim dergilerinden biri olan
Scientific American, Mart 1994 sayısında bu tezden söz ederken
şu satırları yazmaktan çekinmemiştir:
Mantıksal bir çelişki olmaktan uzak bir biçimde... bir
türün kendi eski yaşamının köklerine yapacağı bir geri-dönüşün
teorik mümkünlüğü, temel fizik prensiplerinin kaçınılmaz
bir sonucudur.31
Materyalist inanışa sahip insanların içine düştükleri
çelişkiler onlar için kaçınılmazdır. Çünkü bu insanlar,
açıkça gördükleri halde gerçeği gizlemeye çalışmaktadırlar.
Allah, materyalist inanışa sahip olan insanların içine
düştükleri bu durumu şöyle açıklamaktadır:
Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış'
göğe andolsun; siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili
ve aykırı görüşler) içindesiniz. Ondan çevrilen çevrilir,
kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler'; ki onlar,
'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler. (Zariyat
Suresi, 7-11)
Bu kişiler, kitabın başında söz ettiğimiz "büyülenmiş"
adam gibi hareket etmektedirler. O adam hava günlük güneşlik
olduğu halde, içinde bulunduğu büyünün etkisiyle gökyüzünün
bulutlu olduğunu ve hatta yağmur yağdığını iddia etmekteydi.
Bu kişiler de apaçık Yaratılış Gerçeğini kabul etmemek için,
ellerinde hiçbir bilimsel ve mantıksal delil bulunmamasına
rağmen, hayali uzaylılardan veya zamanda yolculuk yapan
bilim kurgu kahramanlarından medet ummaktadırlar.